15098
15098

Bir suç veya herhangi bir toplumsal olay, gerçekleşmeden çok önce öngörülebilir mi? Kehanetten bahsetmiyorum. Karmaşık algoritmalar, analiz sistemleri, güçlü bilgisayarlar, büyük veri ve yapay zekanın da yardımıyla bilimkurgu filmlerini aratmayan teknolojiler üzerinde çalışılıyor ve sonuç vermeye de başladı diyebiliriz.

Geçen yıl Nextgov adlı güvenlik yayını, bir makale ile Amerikan haber alma teşkilatı CIA bünyesinde kısa süre önce kurulan Dijital İnovasyon Müdürlüğü’nü konu olarak işledi. Sitenin haber kaynağı oldukça sağlam. Kurulan bu birimden sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew Hallman. Makalede üzerinden kabaca geçilen mesele, bir süredir hakkında yazmak istediğim bir konu hakkında taze bilgiler içeriyor. Devletler, ileriye dönük isabetli tahminlerde bulunabilecek teknolojiyi geliştirmenin neresindeler?

Sayısal lotodan köşeyi dönmek için pekala kullanılabilecek bu teknolojiler, devletler için kuşkusuz çok farklı anlamlar taşıyor. CIA’in bir alt bölümü olan Dijital İnovasyon Müdürlüğü’nden sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew Hallman’ın açıklamasına göre birimleri, ileriye dönük tahmin yeteneğini son bir yıl içinde önemli ölçüde geliştirdi. Çok büyük miktarlardaki veriyi doğru biçimde işleyerek, gelecekte ortaya çıkacak olayları bazen günler, bazense saatler önce isabetli biçimde öngörmek mümkün oluyor. Birbiriyle bağlantısız görünen verilerin yakın gelecekte yaşanacak bir takım olaylar hakkında fikir verdiğini söyleyen Hallman, CIA’in geniş olanaklı veri merkezlerine erişiyor olsalar da, en büyük malzemeyi herkese açık verilerde bulduklarını söylüyor. Yani medyada, yani sosyal medyada, internette.

Picture 054

‘TOPLUMSAL OLAYLARI 5 GÜN ÖNCE BİLDİK’

CIA’in üst düzey yetkilisinin en somut ifadelerinden biri, devletlerin teknolojiyi ne denli etkili kullanabildiğine bir kanıt niteliğinde. “Geçmiş dönemde birkaç defa önemli birtakım toplumsal olay ve gerilimleri 5 gün öncesinden öngörebildik” diyen Hallman, özellikle ekonomik krizler ve darbe girişimlerini gerçekleşmeden çok önce görebilmek için yatırımlarını artırdıklarını söylüyor.

Ayrıca Hallman’a göre, devletleri yönetenler artık çok daha şanslı çünkü çok büyük miktarda veriyi farklı biçimde işleyebilen süper bilgisayarlar var ve bu konuda eğitimli analistler bu çıktıları yorumlama konusunda uzman.

GİZLİ SERVİSLERİN GÖZDESİ

Şüphesiz bu konu pek çok devletin ve onlara bağlı gizli servislerin gündeminde. İngiliz istihbarat teşkilatı MI6 için de yıllardır gündemde olan öngörü teknolojisi, sadece toplumsal olaylar için değil, bireysel suçların da yaşanmadan öngörülmesini engellenmesini içeriyor. Suç öngörüsü için pek çok değişken bulunuyor.

Günümüzün aksiyon filmlerine de esin kaynağı olan ajan teknolojileri, son yıllarda büyük ivme kazanan yapay zeka hizmetleriyle daha önemli bir aşama kaydetti. Amerika Birleşik Devletleri’nde üniversitelerle güvenli kurumlarının sıkı sıkıya çalışması da hızlı sonuç almayı etkiledi. 5 yıl önce Los Angeles polisi ike Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) arasındaki başlayan işbirliği sayesinde, çete suçlarının işlenmeden önlenmesini sağlayacak bazı tahmin sistemleri geliştirildi. Üniversitede çalışan matematikçiler yakın zamanda, çetelerin nerede ve ne zaman harekete geçebileceğini tahmin edebilen araçlar geliştirdi. Bu araçlar, hangi çetelerin devreye gireceğini bile önceden kestirebiliyor.

Bölgeleri derinlemesine analiz eden ve suç haritalarını detaylı istihbarat bilgileriyle çalışan sistem, hangi çetenin hangi üyelerinin nasıl bir eyleme hazırlandığını matematiksel olarak öngörüyor. Şu ana kadar elde ettikleri sonuçların etkileyici olduğunu söyleyen araştırma koordinatörü Prof. Andrea Bertozzi, kulağa çılgınca gelse de; bu analitik programın bilgisayar destekli örüntü tanıma yöntemini kullandığını hatırlatıyor.

Güvenlik birimleri ile üniversitesinin bu ortak projesi, insan etkinliğinin matematiksel modellenmesini içeren çok daha kapsamlı araştırmaların bir parçası. Matematik ve sosyoloji temelli bu karma çalışma, istatistiki verilerde davranış modellerinin tespit edilmesi için deprem bilimi, oyun teorisi ve biyomatematik gibi çalışma alanlarının araştırmalarından faydalanıyor. Ortaya çıkan modellerin dış değerinin hesaplanmasıyla da suç öngörülebiliyor. Ekip, bugüne kadar bu verileri kullanarak çeteler arası şiddet olaylarını ve bölge sahiplenme konusundaki çatışmaları başarıyla tahmin etti. Aynı zamanda suçun işlenme ihtimalinin en yüksek olduğu “sıcak noktaları” da saptamış oldu.

KAMERA SİSTEMLERİ VE SOSYAL MEDYA ETKİSİ

Amerikan polisinin, FBI’ın, CIA’in ve elbette NSA’in elinde onlarca yıllık çok detaylı veritabanları bulunuyor. Tüm bunların birleştirilmesi, süper bilgisayarlar ve yapay zeka destekli yazılımlarla işlenilebilmesi toplumsal hareketliliklerle birlikte özellikle çetelerin işleyeceği suç öngörüsü müdahale şansı veriyor.

Bu çalışmalar böyle kalmıyor elbete. Kimi kritik olayları dakikalar önce öngörüp engellemek için, anlık verilere de ihtiyaç duyuluyor. Bu verileri almanın da pek çok yolu var. Şehirlerin neredeyse her sokağında bulunan güvenlik kameraları sisteme taze veri sağlama konusunda benzersiz etkiye sahip. Bir diğer hızlı veri kaynağı da internet, daha doğrusu sosyal medya.

Video analiz yazılımları ve kameralar son yıllarda büyük gelişmek gösterdi. Yüz ev araç tanıma ile kişiler kolaylıkla dışarıda kameradan kameraya izleniyor. Kameralar, belli ortamlardaki olağanüstü hareketlilikleri, aşırılıkları veya sıra dışı durumları hızlıca fark edip merkezi uyarıyor. Belli alanlarda, belli yaş grubunun altına insanların yoğunluk göstermesi de buna küçük bir örnek olabilir.

Diğer önemli araç ise sosyal medya. Toplumsal hareketliliğin nabzı olan sosyal medya, istihbarat teşkilatları için de bulunmaz nimet. Konum bazlı biçimde, belli bir bölgede belirli kelimelerin kullanım sıklığının artması örneğin; işlerin pek de yolunda gitmeyeceğine işaret olabilir.

TARAMA TEKNOLOJİSİNİN KAPSAMI GENİŞLİYOR

Bölgesel bazda yoğunlaşmış suç tahmin sistemlerinin yanı sıra, dünya çapında birçok suçu öngören ve engelleyen organizasyonlar da var. IBM’in desteğiyle geliştirilen Blue CRUSH (Crime Reduction Utilising Statistical History/İstatistiki Kayıtları Kullanarak Suçun Azaltılması) operasyonu da benzer bir örüntü analiz yöntemini kullanıyor. 2005 yılında uygulamaya konan bu proje, sorunlu suç bölgelerini istatistiki bağıntı usulüyle tespit ediyor. Emniyet güçleri de bu veriyi, elindeki imkânları belirlenen bölgelerde değerlendirmek için kullanıyor. Emniyet yetkilileri, CRUSH operasyonu için pilot bölge seçilen ABD’nin Tennessee eyaletindeki Memphis şehrinde “bu yöntemin uygulandığı bölgelerde suçun mutlak surette azaldığını” öne sürüyor.

Bununla birlikte, ABD Ulusal Güvenlik Bakanlığı (DHS) da suçu işlenmeden öngörmek üzere tasarlanan yeni bir tarama (screening) teknolojisi üzerinde çalışıyor anlatılıyor. Geleceğe Yönelik Tarama Teknolojisi (FAST), istatistiki ve biyolojik verileri değerlendirerek “istenmeyen durumlara dair ipuçlarını” tespit ediyor. Amerikan Bilgi Edinme Yasası kapsamında elde edilen DHS’nin iç yazışmalarından birine göre bu sensörler, “video görüntülerini, ses kayıtlarını ve psikofizyolojik ölçümleri toplamak” için kullanılıyor. Ortaya çıkan veriler de potansiyel faillerin kasıtlarını gerçek zamanlı olarak saptama sürecinde işe yarıyor. Havalimanı gümrük kanalları ve bina giriş noktaları gibi güvenlik gerektiren ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanan bu sistem, şu anda gönüllü kamu çalışanları üzerinde test ediliyor.

Bu pilot düzenlemeler, daha başlangıç aşamasında olmalarına rağmen, çok daha genel ve kapsamlı uygulamaları da beraberinde getirebilir. Blue CRUSH operasyonu gibi sistemler, istatistiki verileri analiz ederek davranış örüntülerini inceliyor. Yani bu, doğru veri grubunun işlenmesi sonucunda algoritmaların, ulusal düzeyde veya gündelik yaşamımızda oluşabilecek suç etkinliğini tahmin edebileceği anlamına geliyor.

Mysterious running man

ETİK SORUNLARI DA BERABERİNDE GETİRİR Mİ?

Sokaklara güvenlik kameralarının yerleştirildiği tüm ülkelerde kişisel haklar ve mahremiyet tartışmaları yaşandı. Fakat bu gelişen dönemde bu kameraların caydırıcılığı ve suçları çözümlemede oynadığı rol sebebiyle genel bir kabullenme söz konusu oldu. Tüm dünyada devletlerin varandaşını izlediği bir sır değil. Almanya’nın bu konuda eskiye dayanan bir sabıkası var. Ülkesinde yaşayan herkesi türlü yöntemlerle izleyen ve davranış analizi yapan Almanya’nın hemen yakınındaki Estonya’da ise polis, sistemden bir vatandaşın detaylı bilgisine baktığında, o kişiyi bilgilendiriyor ve inceleme sebebini açıklıyor.

Suçu işlenmeden tahmin etmeye yarayan sistemler, her zaman iyi amaçlara hizmet etmeyebilir. Ulus devletler, gizli izleme ve takip teknolojilerini yalnızca suç tespitinde kullanmıyor, aynı zamanda vatandaşlarıyla ilgili yüzlerce terabaytlık bilgiyi başka yöntemlerle topluyor. İnternet şirketleri online faaliyetlerimizi en ince ayrıntısına kadar takip ediyor. Ziyaret ettiğimiz siteleri, kullandığımız uygulamaları, paramızı neye harcadığımızı görebiliyorlar. F-Secure’dan bir güvenlik uzmanı, “Hükümetin kişisel geçmişimize, eylemlerimize, hayatımıza dair diğer detaylara ve özel kayıtlara dayanan ileri düzey tahmin teknolojilerini geliştirmesinin bedeli, harcanacak paranın da ötesinde, kendi özgürlüğümüze kastedilmesidir.” diyor ve ekliyor: “Batılı demokrasilerde yaşayan vatandaşların büyük bölümünün, çıkan sonucu gerekçe göstererek bu bedeli ödemeyi kabul ettiğine inanmak gerçekten de mümkün değil.”

Etik tartışmalar, genel kesimin mahremiyet endişelerinden ibaret değil. Tahmin ve öngörü sistemlerinin sunacağı sonuçlar daima güvenilir olur mu? Yakın gelecekte hatalı tahminlerin ne gibi bedelleri olur? Hukukçulara göre asıl soru şu: Bu teknolojilerin, hırsızlık ve darp gibi suçlarda çoktan ötekileştirilmiş toplulukları hedef alarak kullanılmasını nasıl engelleyeceğiz?

Yazıda geçenler