Samsung’un hem kendi yelpazesinde, hem de tüm telefon pazarı içinde en dikkat çeken serisinin yeni modeli Samsung Galaxy S9, geçtiğimiz günlerde tanıtıldı ve piyasaya sürülmeye başlandı. Kısa bir inceleme şansı bulduğum bu telefonla ilgili genel görüşüm son derece olumlu olsa da, bir önceki model olan Galaxy S8’in gölgesinden kaçamadığını da itiraf etmeliyim. Önümüzdeki haftalarda yayımlayacağımız uzun kullanım testi yazısında bu noktada daha fazla detay vermem mümkün olacak. 

Samsung Galaxy S9 gerçekten harika bir telefon ama mirasçısı olan Galaxy S8 ile karşılaştırıldığında (özellikle çok benzer tasarım ve ekran düşünüldüğünde) hatırı sayılır bir atılım göstermiyor.

İyileştirilmiş biyometrik özellikler zaten gerekliydi ve kameradaki kalite sıçraması kesinlikle yadsınamaz ama son derece güçlü düşük ışık yeteneği yüzünden bazı tavizler verilmiş. Galaxy S9 kesinlikle üst düzey bir telefon olsa da S9 Plus’ın yanında sönük kalıyor.

Samsung Galaxy S9 ilk bakışta eski telefonunuzun üzerine çok da iddialı bir yükseltme olarak görünmeyebilir; sonuçta tasarımı geçen yılın Galaxy S8’iyle çok ama çok benzerlik gösteriyor. Ama iyi tarafından bakarsak, en azından S8’in harika bir akıllı telefon olduğunu söyleyebiliriz.

Belki Samsung’un ‘eski’ tasarımı tekrar kullanmasının nedeni de budur. Ama bir şey var ki o da Samsung tembellik yapmamış ve tasarımı güçlendirerek telefonu daha dayanıklı yapmakla beraber hız ve günlük kullanım kolaylığı katmış.

Ayrıca telefonun piyasadaki en güçlü telefonlardan biri olduğunun altını çizmek gerekiyor. Buna ilaveten, kullanıcının kendi imgesiyle oluşturulan AR Emoji gibi artırılmış gerçeklik uygulaması ve eşsiz kamerasıyla sıra dışı özellikler barındırıyor. Samsung’un, Galaxy S8’e değer kaybettiren biyometrik sorunlarını S9’da çözmek için harcadığı çabayı da takdirle karşılıyoruz.

S9 özellik açısından pek sıkıntı çekmese de, yüksek fiyatı, tüm o iyiler ve kötüler arasındaki denklemde olumsuz etki yapıyor. Bu fiyat iPhone X seviyelerinde olmasa da, gene de pek çok kişi için oldukça yüksek.

Samsung Galaxy S9 Teknik özellikler

  • Boyut: 147,7 x 68,7 x 8,5 mm
  • Ağırlık: 163g
  • Ekran boyu: 5,8 inç
  • CPU: Snapdragon 845 / Exynos 9810
  • RAM: 4GB
  • Depolama: 64GB
  • Kamera: 12MP arka, 8MP ön
  • Pil: 3.000mAh
  • İyileştirilmiş biyometri

Galaxy S8’in biyometrik sorunları tam bir hayal kırıklığıydı. Parmak izi tarayıcısına ulaşması zordu, iris tarayıcısına güvenmek boşaydı ve yüz tanıma ise kabaca elverişsizdi. Samsung’un bir şeyler yapması gerekiyordu ve sonunda yaptı; artık tüm o üç özellik olması gerektiği gibi sorunsuzca çalışıyor. Ayrıca parmağınızı artık parmak izi okuyucusuna kolayca ulaştırabiliyorsunuz da.

Akıllı Tarama’nın hızı geçen yıla göre çok daha iyi. S8’in iris tarayıcısı ve yüz tanıma özelliğinin uygun koşullardaki başarı oranı yüzde 30 ile yüzde 50 arasında seyrederken, bu oran S9’da neredeyse yüzde yüz. Öte yandan az ışıklı ortam gibi elverişsiz ortamlarda iris tarayıcısının harekete geçmesi biraz zaman alıyor ve açıkçası her zaman da sizi içeri almıyor. Neyse ki böyle durumlarda kullanabileceğiniz daima güvenilir parmak izi tarayıcısı hazır bir şekilde bulunuyor.

S9’un biyometrik sistemindeki birkaç kusurdan bahsetmek istiyoruz. İlk olarak, S9’un 2 boyutlu yüz taraması, parmak izi tarayıcısı veya Apple’ın Face ID’si gibi diğer biyometrik yöntemlere nazaran güvenlik açısından pek kuvvetli değil. Fakat bu yöntem, ödemeler gibi ciddi işlerde kullanılmadığı sürece büyük bir problem oluşturmuyor.

İkincisi ise yüz tarayıcının uygun kullanım açısıyla ilgili. Eğer S9’dan Face ID düzeyinde bir kullanım kolaylığı bekliyorsanız fazla ümitlenmeyin; masanızın üstünde duran telefonunuzu o an meşgul olan ellerinizi kullanmadan açabilmek için garip şekillere girebilirsiniz.

Yeni hoparlörler

Samsung’un dikkat çektiği özelliklerden biri de Galaxy S9’un güçlendirilmiş hoparlörleri. Eğer siz de telefonun dibinden yukarı bağıran hoparlörlerden ses almaktan nefret ediyorsanız haberler iyi. Hayır, hoparlörler hâlâ alt kısımda ama fark şu ki, artık telefon görüşmesinde kullandığınız hoparlörlerden de (doğrudan yüzünüze karşı) ses alabiliyorsunuz. Üstelik bu hoparlörler de alt kısımdakiler gibi sarmalayan ses etkisi yaratan Dolby Atmos desteği bulunduruyor.

Bu telefonun ne kadar ince olduğu düşünülünce, genel olarak ses seviyesi ve verdiği ses kalitesi gerçekten hayranlık uyandırıyor. Buna rağmen, gene de kalite için piyasanın en iyilerinden diyemeyiz. iPhone X’de deneyimlediğimiz o ses kuvveti ve netliği Galaxy S9’da bulamadık; ses her zaman bir parça ‘kirli’ geldi. Bu arada kullandığımız ölçeğin sıradan sesli görüşmeler olmadığını ekleyelim; deneyimlerimiz daha çok; müzik, video ve podcast gibi, ses kalitesinin önemli olduğu kaynaklardan kulaklık kullanmadan faydalanma üzerinde yoğunlaştı.

Tasarım

Galaxy S9 için Galaxy S8’in karbon kopyası demek aslında haksızlık olur. Mesela S9 ile gelen birkaç ufak değişiklik büyük fark yaratıyor. Mesela, bu telefonun yapımında kullanılan malzemeleri örnek verebiliriz. S9 ile gelen Gorilla Glass 5 büyük bir adım teşkil ediyor. Son derece faydalı bu tasarım tercihi sayesinde S9, çarpma ve düşme gibi darbelere karşı çok daha dayanıklı. Bu, özellikle de koruma kabı kullanmayı sevmeyenler için güzel bir haber.

Ayrıca aygıtın yapımında kullanılan alüminyum da daha dayanıklı, bu yüzden kazara telefonu avucunuzda sıktığınızda bükülmesi ve ekran gibi hassas parçaların zarar görmesi daha zor. Telefonu kullandıkça kolayca çizilmediğini fark ediyorsunuz. Koruma kabı ile kullanılmayan modern akıllı telefonlar kısa süreli bir kullanımdan sonra aşınmaya başlarlar. S9’da daha kaliteli materyaller kullanıldığı böylece kolayca anlaşılıyor.

Ama tasarıma genel olarak bakıldığında geçen yılki Galaxy S8’e çok benziyor. S9 ile S8 arasındaki farkı en iyi anlamanın yolu telefonu ters çevirip arkasına bakmak olur. Burada parmak izi tarayıcısının, daha kolay erişilebilmesi için kameranın altına kaydırıldığını göreceksiniz. Galaxy S8’in parmak okuyucusu kameranın yanında yer alıyor.

Samsung Galaxy S9’u avucunuzda tuttuğunuzda sanki hemen pahalı bir telefon olduğunu anlıyorsunuz. Tasarım hâlâ son derece alımlı; hoşça parıldayan cam, yerli yerinde düğmeler ve güvenle kavrana ne çok ağır ne de çok hafif bir gövde. Tek problemimiz, parmak izi tarayıcısının kısa sürede kirlenip işlevsiz hâle gelmesi. Cam yüzeyden kaynaklanan bu problem neyse ki büyük değil ve çabucak silerek kolayca aşılabiliyor.

Ekran

Galaxy S9’un ekranı, bir birinden bağımsız pek çok kaynak tarafından piyasadaki en iyilerden biri olarak zaten değerlendirilmişti; renk oluşturma, renk doğruluğu, parlaklık ve genel keskinlik dallarının hepsinde en iyi sonucu veriyor. Bu ekran, en az yansıma yapan panellerden birine de sahip. Bu sayede, parlak güneş ışığı altında veya güçlü bir ışığın arkanızda olduğu bir odada, ekrandakini rahatça görebilmek için parlaklığı köklemeniz gerekmiyor.

S9 ekranının ufak sorunlarından birisi ise otomatik parlaklık işlevi. Bu problem kendini sanki en çok Samsung telefonlarında gösteriyor. Telefon çoğu zaman bol ışıklı bir ortamda bulunduğunuzu yanlışlıkla ‘düşünerek’ parlaklığı artırıyor, ki bu da pil ömrünü olumsuz etkiliyor. Her ne kadar S9 ile bu problem, parlaklık tercihlerinizi hatırlayarak size göre profil çıkarmaya çalışan bir özellikle samimi bir şekilde çözülmeye çalışılmışsa da, problemin çözümü hâlâ pek de basit ve hızlı değil.

Beklendiği gibi Samsung’un Edge ekran paneli bu modelde de tüm ‘kıvrıklığıyla’ kendini gösteriyor. Her ne kadar araçları, önemli kişileri veya sık kullandığınız uygulamaları kısa yol olarak kıvrık kenarlara dizebildiğiniz ekranın çok da  hayranı değiliz. Edge sayesinde şık bir görünüm ve derli toplu bir kullanıcı arayüzü elde ediyor olsak da, çoğu zaman tüm bunları kullanma gereği duymadığınızı fark edebiliyorsunuz.

Ayrıca, meraklıları için S9’un Mobile HDR Premium içerik onayı bulunuyor. Şu sıralar bu tür içerik için çok fazla kaynak bulunmasa da Samsung’un piyasadaki en yüksek standartları benimsemeyi tercih etmesini takdirle karşılıyoruz. Öte yandan ise S9 ekranı, Doby’nin kendi ileri HDR formatı olan Dolby Vision desteğini bulundurmuyor. Dolby’nin Atmos ses platformu desteklenirken bunun atlanması yazık olmuş.

Kamera

Reklamlarına baktığımızda Samsung Galaxy S9’u en çekici kılan özelliğin tek sensörlü 12MP’lik kamerası size kendini sattıracak büyük değişiklik olarak gösteriliyor. “Kamera. Yeniden düşünüldü.” gibi bir pazarlama sloganı, bırakın bir cep telefonu üreticisini, köklü bir fotoğraf makinesi üreticisi için bile fazla iddialı kaçacak bir mesaj olur. Gerçek şu ki Samsung bu reklamlarında fazla dramatik olmuş.

Buradaki anahtar donanım yükseltmesini, sensörün artık f/1,5 (daha iyi az ışıklı çekimler için) ve f/2,4 (daha parlak sahneler için) apertürleri arasında gidip gelebilmesi oluşturuyor. Ayrıca sensör yazılımı daha zeki hâle getirilerek fotoğraflarınızı otomatik olarak analiz edilip iyileştirilebiliyor. Bunlara ilave olarak, Samsung sunmakta olduğu fotoğraf modlarını elden geçirmiş. Daha çeşitli çekim tarzları yakalanmasına imkan veren bu modların neredeyse hepsi iş görüyor ve uğraşmanıza değiyor.

Parlak ışık altında Galaxy S9 ile çekilen fotoğraflar; temizlik, keskinlik, parlaklık ve genel kalite değerlendirmeleri yaptığımızda, bir akıllı telefon ile çekildiğine şüphe edebileceğimiz kalitede sonuçlar elde ettik. S9’un az ışık performansı da düşük apertürü sayesinde olağan üstü. Böyle bir apertür bir telefonda ilk defa kullanılmış. Düşünün artık.

Pil

Umut ettiğimiz zıplamayı bulamadığımız için Samsung Galaxy S9’un pil ömrü üzerimizde hayal kırıklığı bıraktı. Oysa ki, aynı 3.000mAh enerji paketi, işlenecek aynı miktarda piksel sayısı, daha verimli bir işlemci ve Samsung’un elinde bulunan bir yıllık süreyi düşünürken S9’un pil performansından büyük şeyler bekliyorduk.

Ayrıca pil ömrü göstergesinin güvenilirliği Galaxy S8’den bile daha kötü; belli bir noktada yüzde 60 olarak gördüğümüz pil ömrü göstergesi, telefon şarjda olmamasına rağmen kısa bir süre sonra yüzde 70’i göstermeye başladı. Ayrıca araştırmamızdan sonra pil ömrünü çalan herhangi bir kaçak uygulamaya da rastlamadık.

İşin ilginç yanı ise Samsung’un, S9’un pil ömrü konusunda önemli girişimler yapmış olması. Mesela daha iyi bir optimizasyon söz konusu; tam parlaklıkta 90 dakikalık Full HD video çalıştırma testimizde Galaxy S9, pil ömrünün sadece yüzde 17’sini kaybetti. Bu değer çok iyi olmasa da (mesela iPhone X’in yüzde 10), yüzde 23 harcayan geçen senenin S8’i karşısında hiç fena değil.

Ama gene, video oynatımı dışında, genel kullanım açısından pil performansı sıkıntı çekiyor. Samsung’un bu problemi yazılım güncellemeleri ve yeni optimizasyon şablonlarıyla bir nebze de olsa düzelmesini umut ediyoruz.

Yazıda geçenler