9472
9472

Avrupa’nın lider, dünyanın ise ikinci en büyük ev aletleri üreticisi BSH’ın davetlisi olarak Almanya’nın Berlin şehrinde hem Bosch ve Siemens stantlarını dolaştık, hem de BSH Ev Aletleri CEO’su Karsten Ottenberg’le toplantı yapma şansı elde ettik. Bosch ve Siemens’in yenilikçi çözüm ve ürünlerini bugün ve yarın yayımlamaya devam edeceğiz. Bu yazımızda, Karsten Ottenberg’in açıklamalarına yer veriyoruz. Türkiye ile Almanya arasında son dönemde yaşanan siyasi gerginliğin, Türkiye’ye ilişkin planlarını hiç etkilemediğini ve yatırımlarına devam edeceklerini söyleyen Ottenberg, “Türkiye’de Türk şirketiyiz” dedi.

ERDAL KAPLANSEREN @BERLİN

Bu yılki IFA etkinliklerinde hiç şüphe yok ki en çok öne çıkan ürünler, ev elektroniği kapsamında yer alıyordu. Bugün ve yarın, sizlere IFA izlenimlerimi farklı haberlerle aktaracağım. Bu yazıda ise Berlin’de önceki gün gerçekleştirdiğimiz bir toplantıyı aktarmak istiyorum.

Almanya’nın dünya çapında en önemli iki büyük markası olan Bosch ve Siemens’in bünyesinde yer aldığı B/S/H’ın CEO’su Karsten Ottenberg’le, Türkiye’den giden bir grup gazeteci olarak bir araya geldik.

Toplantı sırasında konu ister istemez, son dönem Türkiye ile Almanya arasında yaşanan siyasi gerginliklere ve bu durumun olası etkilerine geldi. Dorular üzerine Ottenberg, “Türk ve Alman halklarının uzun yıllara dayalı köklü bir geçmişi ve işbirliği var. Bu sağlam temelden güç alan global bir şirket olarak Türkiye’de üretiyoruz, Türk insanı için istihdam ve aileler için değer yaratıyoruz. Biz Türkiye’de kendimizi bir Türk şirketi olarak kabul ediyoruz ve işimize odaklanıyoruz. Yatırımlarımız kesintisiz devam edecek,” diye konuştu.

Türkiye’nin BSH için önemini rakamlarla vurgulayan Ottenberg, Çerkezköy fabrikasının tek çatı altında toplanan dünyadaki en büyük üretim merkezleri olduğunu ve Türkiye’de 8 bin kişi istihdam ettiklerini ifade etti. Ottenberg sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’deki şirketimiz büyüklük açısından Almanya ve Çin’den sonra 3. sırada geliyor. Bosch, Siemens, Profilo ve Gaggenau markalarıyla tüketicilerimize hizmet verdiğimiz tüketim pazarı olaraksa Türkiye 4. sırada. Dünyadaki 3 AR-GE merkezimizden biri ise yine Türkiye’de. 300 Türk mühendis Çerkezköy’de dünya için ürün tasarlıyor. Biz, Türkiye’den dünya için AR-GE ve üretim yapmaya ve Türk insanı için katma değer yaratmaya geçmişte olduğu gibi gelecekte de devam edeceğiz.”

Bosch Çerkezköy Fabrikası

“Ev aletleri sektöründe diğer tüm sektörlerde olduğu gibi baş döndürücü bir dijital dönüşüm yaşanıyor. Biz BSH olarak bu dönüşüme çok iyi adapte olduk ve artık bu dönüşüme öncülük ediyoruz. AR-GE bütçemiz yıllık 600 milyon euro seviyesinde. Çerkezköy AR-GE merkezimiz dijitalizasyon ve tüketici odaklı deneyim tasarımı atılımımızda önemli rol oynuyor ve Türkiye’deki ürettiğimiz tüm ürünlerimiz bu yeni teknolojilere uyumlu. Çerkezköy’ün de katkıda bulunduğu bu dijital yetkinliklerimiz sayesinde, 3.5 yıl içinde ciromuzu 10 milyardan 13 milyar Euro’ya çıkardık. Buna bağlı olarak yıllık ciromuzdan AR-GE’ye aktardığımız bütçe ise %3.2’den %4.4’e çıktı. Aynı dönemde AR-GE çalışan sayımız ise 3 bin dolayından neredeyse 2 katına, yani 5 binlere yükseldi. AR-GE’deki bu atılımı yapmadığımız takdirde tüketicilerimizin beklentilerine cevap verebilmemiz ve şirketimizi 3.5 yıl içinde %30 büyütmemiz hayal olurdu.” dedi.

Son yıllarda dünyanın önemli bir değişim ve dönüşüme tanık olduğunu hatırlatan Ottenberg, bu dönüşümü globalizasyon, dijitalizasyon ve volatilite, yani belirsizliklerin neden olduğu değişkenlikler olarak üç sac ayağında değerlendirdiklerini ifade etti. Ottenberg, globalizasyonun sonucu olarak halkların kendi değerlerine daha fazla sarıldığını ve bu değer ve alışkanlıklara uygun çözümler talep ettiklerini, dijital dönüşümün ise tüketiciye sunulan bu çözümleri kişiselleştirmeye olanak tanıdığını vurguladı. “Modern yaşam döngüsünde bir kişinin sabah 9’da içtiği kahve ile öğlenden sonra 2’de içtiği kahve farklı olabiliyor ve buna ulaşmayı talep edebiliyor,” değerlendirmesini yapan Ottenberg, teknoloji sayesinde bu kişisel deneyimi sunmanın ve tüketiciye yaşatmanın artık mümkün olduğunu söyledi.

IFA’da geçtiğimiz yıl sergilenen ev aletlerinde bağlantılı ürün oranının 3’te 1 oranında olduğunu gözlemlediklerini bu yıl ise herkesin ev aletlerinde bağlantılı bir dünyadan bahsettiğini belirten Ottenberg, BSH olarak 2020’ye gelindiğinde pazara sunacakları tüm ürünlerin HOME-CONNECT yani ağa bağlı olma özelliğine sahip olacağını tahmin ettiklerini vurguladı. Ağa bağlantılı ürün platformunu herkese açık olarak geliştirdiklerini, ses tanıma teknolojilerini de entegre ettikleri farklı konseptleri test ettiklerini kaydeden Ottenberg, “Önceliğimiz, herkese açık ama güvenlik ve kişisel gizlilik nedeniyle suistimale kapalı bir platform geliştirmek,” şeklinde konuştu.

ÖTV indirimi, sektöre soluk verdi

Türkiye pazarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan BSH Türkiye ve Bölge CEO’su Norbert Klein ise ÖTV indiriminin beyaz eşya sektörüne önemli bir ivme kazandırdığını belirtti. ÖTV indiriminin Şubat ayında devreye girmesinin ardından geçen sürede BSH olarak satışlarını geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre adet bazında %30, ciro bazında ise %25 arttırdıklarını kaydeden Klein, “Bir önceki yıl büyümemiz adet bazında %5 dolayındaydı. Dolayısıyla bu yılki %30’lar civarında bir büyüme, son derece olumlu bir gelişme. 2017’de büyümenin önemli bir itici gücü olarak ÖTV indirimini söyleyebiliriz. Bu arada yeni konutların inşasının devam etmesi de sektörü canlı tuttu. ÖTV indiriminin sona ermesinden sonra talebin bir miktar geriye geleceğini söyleyebiliriz, ama bu beklenen bir durum,” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin BSH için önemli bir ihracat üssü olduğunu hatırlatan Norbert Klein, Çerkezköy’deki üretimin geleneksel olarak %60’ını ihraç ettiklerini, %40’ını ise iş pazara sunduklarını, 2017’de iç pazardaki talep artışına cevap erebilmek içinse üretimi ihracattan bir miktar iç pazara kaydırmak zorunda kaldıklarını kaydetti. Klein, 2017’de üretimdeki ihracat ve iç pazar dengesinin %55-%45 gibi gerçekleştiğini sözlerine ekledi.

Ağ bağlantılı Home Connect özelliğine sahip ev aletlerini geçtiğimiz yıl Türkiye’de de pazara sunduklarını kaydeden Klein, üst segmentte yer alan bu ürünlere tüketici talebinin henüz düşük olduğunu ancak ürün gamının yaygınlaşması ve fiyatlarının da erişilebilir seviyelere gelmesiyle bu segmentteki talebin çok hızlanmasını beklediklerini vurguladı. Türkiye’de buzdolabı penetrasyonunun %95-96, bulaşık makinesi penetrasyonunun ise %60 civarında olduğunu belirten Klein, beyaz eşyaları yenileme süresinin ise ortalama 10-15 yıl civarında olduğunu söyledi. Klein, “Dijital dünyaya doğan genç kuşağın devreye girmesiyle özellikle yenileme ve yeni ev edinme taleplerinin sonucu Türkiye’de de ağ bağlantılı beyaz eşya kullanımında büyük bir artış olacağını öngörüyoruz,” diye konuştu.

Yazıda geçenler